Tekrardan merhaba. Başta söylemek isterim ki kitap pek de iyi gitmiyor. Bu bölüm gerçekten kitabın en üzücü kısmıydı. Bir sürü ölümler , mutsuzluklar ve özlemlerle doluydu. Bölümün ilk başları güzeldi. Münire'nin Cemil Bey'i Mısırlı Prensesten kıskanması en komik bulduğum yerdi.Fakat her güzel rüya gibi bu da bitiyor.
Münire ve Cemil Bey'in yolları bir kez daha ayrılır. Bu sefer ayrılan Cemil Beydir. Sultanla evlenmediği için babası Sivas'a vali tayin edilir. Münire de böyle bir olayı Cemil Bey'in mektubundan öğrenir ve baygınlık geçirir. Kim olsa kötü olur. Sonuçta hayatının aşkına bu kadar çok yakınken tekrar onu kaybetmek kötü olmalı. Bir türlü kavuşamıyorlar yani.
''Kavuşamazsın aşk olur '' sözünü boşuna demişler bence. Çünkü sadece sevdiğin kişiyi kafanda kurduğun biriyle hayal edip aşık olduğunu düşünüyorsun. Aşkı tanımlamak için aşık olmak gerekiyor sanırım :) Tıpkı Münire gibi.
Neyse kitaba gelelim. Hakkı Paşa ve Hasibe vefat ediyor malesef ki. Münire de o sıralar halasının yanında daha çok kalıyor. Rüknettin Beyden tamamen boşanan Münire Cemil Bey'i yine görme umuduyla yaşıyor. Fakat Cemil Bey'in evlenip çoluk çocuğa karıştığını öğrenince yine içine büyük bir hüzün kaplıyor. Ne çekeceği varmış bu kadınında :(
Münireyi üzen tek olay üzgünüm ki bu değil. Münire o zamanlarda babasını da kaybediyor. Babasından pek hoşlanmamıştım ama kızını sevdiğini anlamamak imkansızdı. Bunun üzerine Münire annesine daha iyi bakar. Babasının hastalığına yakalanıp yakalanmadığını her gece kontrol eder. Fakat annesi de Münire'ye her zamanki gibi güzel gülüşüyle veda eder. Kitapta en duygulandığım Münire'nin annesinin ölümüydü. Sevdiğin bir insanı kaybetmenin acısını bilirim.
Sanırım birazda bundan ötürü aşırı bir şekilde üzüldüm.
İnşallah kitabın sonu iyi biter. Kötü sonları okumaktan nefret ederim. Daha doğrusu kitabın sonunun mutsuz bittiğini okuyunca bir hafta boyunca etkisinde kalıyorum. Bu yüzden kitap sonlarını pek okumuyorum. Bu sefer okumak zorunda olduğum için umarım iyi biter :)