14 Kasım 2015 Cumartesi

SON

  Evet başlıktan da anlaşıldığı gibi kitabı bitirdim. Keşke hiç bitirmeseydim. Böyle bir aşka bu kadar mutsuz ve hüzünlü son hiç yakışmadı. Mutsuz sonları okumaktan hep nefret etmişimdir. Cemil Bey'in çocukları oluyor ve Münire de yalnız başına her zamanki mutsuzluğuyla baş başa kalıyor. Ben hep kavuşacaklar diye beklerken malesef umduğum gibi olmadı.
Keşke Münire'nin babası Münireyi Cemil Bey ile evlendirseydi de tüm bunlar yaşanmasaydı. Kitabın sonunda üzülen hep kadın mı olacak :(
Beni en çok üzen söz ise Münire'nin '' ben ne zevceliğin , ne analığın tadını tattım. Ne de iyi bir ev kadınıyım '' demesiydi. İnsan bu cümleyi okuyunca zaten içini bir hüzün kaplıyor. 






Önceki blogumda yazdığım gibi kötü sonlar beni çok etkiliyor. Bu yüzden birileriyle konuşma ihtiyacı duyuyorum. Bende kitabın sonunu anneme anlattığımda annem sadece , 
''Hayat böyle '' dedi.
Gerçekten öyle mi bilmiyorum ama mutlu sonlara daima inanıyorum. Her ne kadar çok bazen olmasa da. 
Kitaptan çıkardığım yargı ise ''Hayat geç kalanları affetmez '' 

Bu kitabı bize okumamız için verdiği için ilk Güner Hocama ve okuyup beğenen herkese çok teşekkür ederim. 
Tekrar görüşmek dileğiyle...
Hoşçakalın :) 

13 Kasım 2015 Cuma

Uzun Yıllar Sonra

   Tekrardan merhaba. Başta söylemek isterim ki kitap pek de iyi gitmiyor. Bu bölüm gerçekten kitabın en üzücü kısmıydı. Bir sürü ölümler , mutsuzluklar ve özlemlerle doluydu. Bölümün ilk başları güzeldi. Münire'nin Cemil Bey'i Mısırlı Prensesten kıskanması en komik bulduğum yerdi.Fakat her güzel rüya gibi bu da bitiyor.

Münire ve Cemil Bey'in yolları bir kez daha ayrılır. Bu sefer ayrılan Cemil Beydir. Sultanla evlenmediği için babası   Sivas'a vali tayin edilir. Münire de böyle bir olayı Cemil Bey'in mektubundan öğrenir ve baygınlık geçirir. Kim olsa kötü olur. Sonuçta hayatının aşkına bu kadar çok yakınken  tekrar onu kaybetmek kötü olmalı. Bir türlü kavuşamıyorlar yani.

''Kavuşamazsın aşk olur '' sözünü boşuna demişler bence. Çünkü sadece sevdiğin kişiyi kafanda kurduğun biriyle hayal edip aşık olduğunu düşünüyorsun. Aşkı tanımlamak için aşık olmak gerekiyor sanırım :) Tıpkı Münire gibi.
Neyse kitaba gelelim. Hakkı Paşa ve Hasibe vefat ediyor malesef ki. Münire de o sıralar halasının yanında daha çok kalıyor. Rüknettin Beyden tamamen boşanan Münire Cemil Bey'i yine görme umuduyla yaşıyor. Fakat Cemil Bey'in evlenip çoluk çocuğa karıştığını öğrenince yine içine büyük bir hüzün kaplıyor. Ne çekeceği varmış bu kadınında :(

Münireyi üzen tek olay üzgünüm ki bu değil. Münire o zamanlarda babasını da kaybediyor. Babasından pek hoşlanmamıştım ama kızını sevdiğini anlamamak imkansızdı. Bunun üzerine Münire annesine daha iyi bakar. Babasının hastalığına yakalanıp yakalanmadığını her gece kontrol eder. Fakat annesi de Münire'ye her zamanki gibi güzel gülüşüyle veda eder. Kitapta en duygulandığım Münire'nin annesinin ölümüydü. Sevdiğin bir insanı kaybetmenin acısını bilirim.
Sanırım birazda bundan ötürü aşırı bir şekilde üzüldüm.

İnşallah kitabın sonu iyi biter. Kötü sonları okumaktan nefret ederim. Daha doğrusu kitabın sonunun mutsuz bittiğini okuyunca bir hafta boyunca etkisinde kalıyorum. Bu yüzden kitap sonlarını pek okumuyorum. Bu sefer okumak zorunda olduğum için umarım iyi biter :)

12 Kasım 2015 Perşembe

Dönüm Noktası

   Bu bölüm tam benim istediğim şekildeydi. Münire'nin ve Rüknettin Bey'in artık birbirlerinden uzaklaşmalarını sonunda okumuş oldum. Rüknettin Bey'in Münireyi aldatması sonucu dadısı ve annesi şok geçiriyor tabi. Münire'nin pek sevemediğim babası da öyle :)
Bu bölümde anladığım bir şey varsa o da kendimizle ilgili kararları en iyi bizim bilmemizdir. Münire'nin babasının
 kızının fikrini almadan evlendirmesi  hem kızının üzülmesine hem de aldatılmasına sebep oldu. Bu yüzden büyükler her zaman doğru kararı veremeyebilir. Dediğim gibi kendimizle ilgili kararları yalnızca en iyi biz bilebiliriz. O dönemde ailenin isteğine göre evlendirilmek çok saçma olsa gerek.

Neyse gelelim asıl sevdiğim bölüme :) Münire artık çocukluğunun geçtiği konağa döner. Uzun bir süredir gelmediği konağı görünce içine mutlulukla karışık hüzün duyguları kaplar. Tüm mutsuz günleri geride bırakmıştır. Artık Cemil Bey ile buluşmaları ve mektuplaşmaları daha da zorlaşır. Bunun üzerine Münire halasının yanına gider. Halası çok neşeli ve çocuk ruhlu bir kadındır. Münire ile yüz bakımından benzemelerinin yanında aynı kaderi de paylaşırlar.

Halası da tıpkı Münire gibi imkansız aşkın kurbanı olmuştur. Münire sonunda kendisini anlayan birini bulduğu için mutlu olur. Cemil Bey ile halası sayesinde sık sık buluşurlar. Şimdilik buraya kadar gelebildim :)

   Çizdiğim yere gelecek olursam çok beğendim. Bir cümle bu kadar mı güzel anlatılabilir :) Sanki ay ışığının denizi ikiye böldüğünü görmüş gibi oldum. Harika bir şekilde anlatılmış. Kitap gerçekten de bulunduğun ortamı bırakıp başka kişilerin hayatlarını yaşamak gibi :) En güzeli ise tamamen kitabın içinde olduğunu hissetmek...

10 Kasım 2015 Salı

Sonunda...

   Merhaba. Anlaşıldığı gibi o hüzünlü sayfalar bitti ve bende bloga mutlu bir şekilde başladım. Bugün kitapta yeniden sürüklendiğimi hissettim. Müzikle birlikte kitap okumak bir başka oluyor :) Neyse gelelim kitaba. Sonunda aşıklarımız buluşuyor Fatma Hanım sayesinde. Fatma Hanım evdeki kalfalar tarafından pek sevilmeyen iki yüzlü bir kadın. En azından kalfalar için öyle. Münire de ilk başlarda ondan pek hoşlanmıyor. Fakat bir gece Rüknettin Bey'i takip ettiği sırada birisi kulağına fısıldayıp mektup veriyor. Münire de Cemil Beyden gelen bu mektuba çok seviniyor. Mektubu ezberleyene kadar okuyor. Cemil Bey de güzel yazmış tabi ki :) Bu mektubu verenin de Fatma Hanım olduğunu Cemil Bey'in mektubundan öğreniyor. Bu sayede Fatma Hanım Cemil Bey'i  ve Münireyi buluşturuyor.
Münire Cemil Bey'i kısacıkta olsa görüyor. Artık bir şekilde umutlanmaya başlıyor. Haftadan haftaya mektuplaşıp aydan aya da buluşuyorlar. Bir yandan da çözüm yolu arıyorlar. Fakat ikisi de biliyorlar ki bir çözüm yolu yok.
Ta ki Rüknettin Bey Münireyi aldatana kadar. Münire'm bu duruma çok seviniyor. Tabi bende öyle:) Ailesinin bulunduğu konağa gidiyor ve bu olayı ilk dadısına anlatıyor. Şimdilik buraya kadar okudum.
Umarım Münire Cemil Bey'e kavuşur :)

6 Kasım 2015 Cuma

Kısmet Bu

   Bu bloga keyifli bir şekilde girmek isterdim. Fakat kitapta okuduğum olaylardan sonra malesef pek de mutlu olamadım. Aşk konulu kitapları çok sevmediğimi bir kez daha hatırlamış oldum.
Kitapta ne mi oldu ? Ne olmadı ki demek daha doğru sanırım. Münire ve Cemil Bey'in imkansız aşkı daha da çok belirginleşmeye başladı. Münire'nin babasının Cemil Bey'i istememesi üzere Münire ve Cemil Bey Sıdıka aracılığıyla mektuplaşmak zorunda kaldılar. Nadiren de olsa bakışmaları çok güzeldi.
   Taki Münire Rüknettin Molla Bey ile evlenene kadar. Kitapta en şaşırdığım olay Münire'nin evlenmesiydi. Hiçbir şekilde karşı çıkmamıştı. Sadece tüm olanlara boyun eğmişti. O dönemlerde neden sevenler kavuşamıyor , anlamıyorum. İnsanın sevmediği biriyle yaşaması çok kötü olmalı.
Münire tüm bu umutsuz ve kötü olayların  unutmasının  kaynağı olan ve  Cemil Bey'i hatırlamasına yol açan kitaplar okuyor. Bir tek kitaplar sayesinde yaşadığı hayattan uzakta kalabiliyor. Sıkıcı konaktaki tek dostu bu kitaplar...
   Romanda Rüknettin Bey'e en az Münire kadar sinirlendim. Merhametsiz ve de umursamaz bir adam. Münireyi o kadar çok hırpalamasına  rağmen hiçbir şey yokmuş gibi davranan birinden ne beklenir ki !
Umarım sonraki bölümler bu kadar umutsuz ve üzüntülü geçmez. :)

24 Ekim 2015 Cumartesi

Kaldığım Yerden Devam...

   Tekrardan merhaba :) Bugün ödevlerin ardından blog yazmaya ve kitap okumaya fırsatım olduğu için mutluyum ( ne kadar çok zaman geçse de )
Şunu söylemek isterim ki kitaba başlamadan önceki tüm ön yargılarımı sildiğimden eminim. Önceki blogumda bahsettiğim gibi kitabın kapağını ve tanıtımını beğenmemiştim. Bu yüzden de pek okuma isteğim gelmiyordu. Fakat kitaba başlar başlamaz adeta sürüklendim.Harika bir anlatımı ve üslubu vardı. Acaba sonraki sayfada ne olacak diye merak etmeye başladım.
Kitabın kişilerine gelirsek Münire karakterine bayıldım. Deli dolu ve istediği şeyin peşini bırakmayan bir kadın. Kitabın 29. sayfasına kadar bunları anladım.
''Hangi kadın 35 yıl aynı erkeğin aşkıyla yanıp kavrulabilir ki ? '' 
Bunu sadece çok seven bir kadın yapabilir - eğer dünyada aşk diye bir şey kalmışsa-
Benim canım Münireciğimin Cemil Bey'i ne kadar çok sevdiğini anlamamak imkansız gibi.
Cemil Bey'e yani  romanımızın biraz çapkınına gelecek olursak fazla sevemedim. Özellikle Sıdıka ile körebe oyununda birbirlerine sarılmalarına ben bile sinirlendim !!
Münire varken neden Sıdıka ? Sanırım biraz da bunun etkisiyle hoşlanmadım Cemil Bey karakterinden. Fakat sonradan Münireye aşkını şarkıyla dile getirmesi çok güzeldi :)
Şimdilik bu kadar...
Bir daha ki blog da görüşmek üzere :)

18 Ekim 2015 Pazar

Küçük Bir Başlangıç

Öncelikle bu blog yazma işini çok sevdiğimden bahsetmek istiyorum. O kadar ders ve ödevin içinde  yazmak eğlenceli bir hale geliyor. Ne kadar çok yazarsam o kadar iyi benim için :)

Şimdi gelelim asıl konumuza. Blogun konusu Hep O Şarkı kitabıyla ilgili. Kitabı almaya giderken başıma herhangi bir sıradışı olay gelmedi. İyiki de gelmemiş :) Kitabı elime aldığımda açıkcası beni etkileyen bir şey de  olmadı. Neden mi ?
Bence kitabın dikkat çekici olması için kapağı ve arka tanıtımının iyi olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabın arka tanıtımının çoğunda yazarla ilgili bilgiler verilmiş. Çok kısa bir şekilde konudan bahsedilmiş. Bu yüzden beğenmedim. Kapaktan bahsedilecek olursa onu da beğenmedim. Hiçbir şey beğenmiyorum değil mi ? :) Kapağın daha ilgi çekici olmasını isterdim diye düşünüyorum.
Şimdilik bu kadar. Umarım kitabın içi çok daha güzel olur :)