1 Mayıs 2016 Pazar

ACIMAK

Tekrardan ben :)
Kitabımı artık bitirdim. Ve kitabı asıl değiştiren unsurun artık kitabın sonu olduğunu düşünüyorum. Sanki kocaman bir yalanı okumuşum gibi. Neyse çok meraklandırmadan anlatayım.  
Mürşit Bey evlenir ve hayatının asıl hatasını yapar. Kaynanasının ve eşinin yaptığı kötülükleri göremez. Sadece sevgiye susamış bir adam olduğu için tüm kötülükleri iyi görür. Böyle yapması da onu maalesef ki değiştirir. Abdüssamet Bey tarafından uyarılınca artık iyiliklerin arkasına saklanmış olan kötülükleri ayırt edebilir. Kaynanasının ve eşinin aslında sandığı gibi iyi insanlar olmadığını anlar ama   bir şey yapamaz. Çocukları gözünde artık kötü bir adamdır. Asla affedilmeyecek bir babadır. Oysa kitap bizi öyle bir şaşırtıyor ve bir noktadan vuruyor ki sonunu okumadan anlayamıyoruz. Bence bu kitap hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını  her an her şeyi sorgulayıp öğrenmemizi ve de iyilerin her zaman kazanamayacağını anlatıyor. Mutsuz sonlardan hep nefret etmişimdir ama hayatta böyle maalesef. Hiçbir şeyin sonu güzel bitmiyor. Tıpkı kitaplar gibi. Keşke Zehra babasının onun için katlandığı her şeyi babası yaşarken bilseydi. Ya da ölüm döşeğindeki babasını hiçbir şey demese bile son kez onu kucaklasaydı. Belki bu her şeyi anlatabilirdi. Sadece kalpleriyle anlaşabilirlerdi. Bir kez daha ön yargılı olmamız gerektiğini hatırladım. Ön yargı bu kitapta olduğu gibi bir kızı babasından sonsuza dek ayırabildi. Ne kadar canı yansa da Zehra bu hayatta çıkarabildiği en iyi dersi öğrendi. Acımayı anladı.  İnsanların aklında mutlu sondan ziyade mutsuz son daha kalıcı olurmuş. Sanırım bende de öyle olacak :) 
Umarım kimse yakınındaki kötülüğü göremeyecek kadar iyi olmaz. 
Bir daha ki blogumda görüşmek üzere :)

2 Nisan 2016 Cumartesi

ACIMAK

Tekrardan merhaba :)
Kitapta Mürşit Efendi'nin hayatla olan mücadelesi ve nasıl kötü bir adama dönüştüğü anlatılıyor. Herkesin işini yaptığı için iyilik ettiğini sanırken kötülük eder. Daha çok kavga eder. Sözlerini tutamaz. Çevreninde etkisiyle değişmeye başlar.
Mürşit Efendi'nin çalıştığı istikamet dairesinde çok çalışmaya söz verir. Ancak su yoktur ve bu nedenle hep çocuk cenazeleri görür. Bu yüzden gece gündüz çalışır ve çocuklara su getirir. Daha sonra memuriyeti olan (S...) de işe başlar. Fakat vicdanı ve mantığı savaş içerisindedir. Vicdanının sesini dinleyip çocuklara su vermiştir fakat bunun için ceza almıştır. Sanırım bu bölümler Mürşit Efendi'nin içindeki karanlığın aydınlığı yendiği sıralar olmalı. Zehra babasıyla aslında bir zamanlar ne kadarda çok benzediğini düşünür.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere :)

1 Nisan 2016 Cuma

ACIMAK

   Herkese iyi akşamlar :) Bugün kitabın içinde baya bir sürüklendim. Normalde pek bu tarz kitaplar okumam ama sayfalar ilerledikçe daha çok sevmeye başlıyorum :) Kitaba gelecek olursam eğer Zehra'nın babası ölür. Ben yaşayacağını sanıyorken ölmesi biraz sürpriz oldu benim için. Ailesine onca kötülük yapmış olan bu adamın ölümüne üzülmem beni bile şaşırtırken Zehra Hanım hiçbir tepki göstermez. Sanırım babasına karşı hiçbir şey hissetmiyor. Nefret bile. 
Mürşit Efendi'nin  ölümü de Zehra'nın kordelasıyla olur. Onca zamandır kızını merak etmeyen baba nasıl olur da ölürken kızının adını sayıklar durur bilemiyorum. 
Kitapta Mürşit Efendi'nin hatıra defteri olmasını çok beğendim. Biraz da babasının gözünden bakmaya başladık olaylara. Ve bu gerçekten çok iyi oldu. Çizdiğim yere gelecek olursam çok hoşuma gitti. Gerçekten bazen değil hatta hep ibadet ederken Allah'ın bizi izlediğini biliriz , hissederiz. Bu duygu çok güzel bir şey. Bu yüzden de buradaki kullanımı ilgimi çekti. 
Dediğim gibi yazar iyi ki Mürşit Efendi'nin hatıra defterini bizlerle paylaşmış. Bir zamanlar hayatla mücadele içerisinde olan Mürşit Efendi'nin nasıl oldu da böyle korkunç ve acımasız bir adama dönüştüğünü merak ediyorum. 
                                              Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle...

29 Mart 2016 Salı

ACIMAK

   Herkese merhaba. Bugün sonunda yazmaya fırsatım olduğu için mutluyum. Gelelim kitaba. Kitap gerçekten çok hüzünlü ve acı bir hikayeyi anlatıyor bence. Zehra Hanım'ın çocukken yaşadığı olaylar onu oldukça olgunlaştırmış. Babası denilen adam yüzünden ailesi çok yıpranmış. Zehra Hanım bu yüzden bir babası olduğunu kabul etmiyor.
Kızların ilk aşkları babaları olurmuş ve Zehra Hanım babası yüzünden incilir , kırılır. Bu yüzden de hiçbir erkeğe güvenmek ve evlenmek istemez. Bunun tek sebebi babası da değildir üstelik. Teyzesinin eşinin çok zalim bir adam olması da evlenmek istememesinin bir nedeni. Durum böyle olunca Zehra Hanım ölüm döşeğindeki babasının yanına gitmek istemez. Onu ve ailesini dağıtmış bir adamın yanına kim gitmek ister !
Fakat Zehra Hanım istemese de babasının yanına gider. Kim bilir belkide bu davranışı onun için yeni bir hayatın başlangıcıdır.

Bazen sevmesekte istemediğimiz şeyleri yapmak zorunda kalıyoruz. Ama katlanmak zorunda kaldığımız o zamanlarda bile kendimizi mutlu edecek durumlarla karşılaşabiliyoruz. Zehra Hanım için de böyle olacak gibi hissediyorum. Babasını istemediği kendisine ve ailesine zarar verdiği halde yine de babasını hastayken yalnız bırakmıyor. Umarım Zehra Hanım gittiği için mutlu olur.
Şimdilik buraya kadar okudum ama kitapta pek hoşlanmadığım bir kullanım vardı. Allah'a ' Allah baba'  denilmesinden hoşlanmadım. Sonuçta Allah doğmamış ve doğrulmamıştır. Bu yüzden bu kullanımın yanlış olduğunu düşünüyorum.


Umarım ilerleyen bölümlerde daha çok olay olur :)

25 Mart 2016 Cuma

ACIMAK


Tekrardan merhaba :)
Kitap şu anda iyi gidiyor. İlk başlarda biraz sıkıldım ama onun haricinde neler olacağını merak ediyorum. Kitabın baş karakteri Zehra Hanım. Kasabadaki herkesin sevdiği güçlü ve zorluklara direnen bir kadındır. Geldiğim sayfaya kadar Zehra Hanım'ın güzel olan her şeyi çılgınca sevdiğinden bahsediyor.




Öğrencilerine karşı çok nazik fakat bazı öğrencileri dışlaması gerçekten bencilce. Sınıflarda zayıfların ve düşkünlerin oturduğu yerler var. Zehra Hanım'ın bu öğrencileriyle ciddiyetini koruyup öbür öğrencilerle arasını iyi tutması onu benim gözümde pek de iyi biri yapmıyor.Ayrıca bir babası olduğunu kabul etmemesi biraz merak uyandırıcı.
İnşallah ilerleyen sayfalarda tüm sorularıma cevap bulabilirim :)

21 Mart 2016 Pazartesi

ACIMAK

Herkese merhaba. Yine bir blog ödeviyle devam ediyorum. Bu seferki blogumun konusu Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı acımak adlı bir roman.
Annem ve teyzem bu romanı çok sevdiklerinden bahsettiler. Tabi ki ilk sorduğum soru kitabın sonuyla ilgiliydi. Fakat söylemediler :D Kitabın sonunun heyecanı kaçabilirdi. Her neyse gelelim kitapla ilgili eleştirilerime. Kapağın rengi çok hoşuma gitti. Morun tonu ve kapağın desenleri güzel bir uyum içerisindeydi. Ön kapağı beğendim. Arka tanıtımı okuduğumda biraz karışık gelmişti. Fakat buna rağmen tanıtım da ilgimi çekti. Yazarına gelecek olursam hep adını duyuyordum. Umarım güzel bir kitap olur :)
Aşağıdaki link yazarın hayatı ve eserleridir.

http://1isinasli.blogspot.com.tr/2014/08/resat-nuri-guntekinin-ksaca-hayat-ve.html