Şunu söylemek isterim ki kitaba başlamadan önceki tüm ön yargılarımı sildiğimden eminim. Önceki blogumda bahsettiğim gibi kitabın kapağını ve tanıtımını beğenmemiştim. Bu yüzden de pek okuma isteğim gelmiyordu. Fakat kitaba başlar başlamaz adeta sürüklendim.Harika bir anlatımı ve üslubu vardı. Acaba sonraki sayfada ne olacak diye merak etmeye başladım.Kitabın kişilerine gelirsek Münire karakterine bayıldım. Deli dolu ve istediği şeyin peşini bırakmayan bir kadın. Kitabın 29. sayfasına kadar bunları anladım.
''Hangi kadın 35 yıl aynı erkeğin aşkıyla yanıp kavrulabilir ki ? ''
Bunu sadece çok seven bir kadın yapabilir - eğer dünyada aşk diye bir şey kalmışsa-
Benim canım Münireciğimin Cemil Bey'i ne kadar çok sevdiğini anlamamak imkansız gibi.
Cemil Bey'e yani romanımızın biraz çapkınına gelecek olursak fazla sevemedim. Özellikle Sıdıka ile körebe oyununda birbirlerine sarılmalarına ben bile sinirlendim !!
Münire varken neden Sıdıka ? Sanırım biraz da bunun etkisiyle hoşlanmadım Cemil Bey karakterinden. Fakat sonradan Münireye aşkını şarkıyla dile getirmesi çok güzeldi :)
Şimdilik bu kadar...
Bir daha ki blog da görüşmek üzere :)

